Acayipmahlukat· Acâibü'l-MahlûkatWalters Art Museum W.659 · 1121 H / 1717 M

Varak 164a

* İnsan onayı gerekli — yıldızlı cümleler, okunuşunu henüz bir insanın onaylamadığı bir kelimeye dayanıyor. Yıldız, sayfa sonundaki nota götürür.
vr. 163b'den devamboyu havaya fışkırır; ağzından çıkan su bir fersah öteye…

…yağmur gibi dökülür. Kazara bir gemiye yaklaşacak ya da geminin altından çıkacak olsa kurtuluş ihtimali kalmaz; bir gemide yüz kişi bile olsa hepsini bir anda yutar. Bazen derin olmayan bir denizde durgun durur ve uzaktan görülünce ada sanılır. Ama gemiciler bunu bilir, çok sakınırlar ve onun yakın olduğu yere uğramazlar. Onu yaratan münezzehtir; bu da onun suretidir.*1

Sola dönük, çerçeveyi enine dolduran iri bir balık: sırt ve baş koyu lacivert-siyah, gövde siyah hilal pullarla bezeli; karın şeridi kiremit kırmızısı ve pembe. Sırtta iki, karında iki altın-kahverengi yüzgeç; altın halkalı yuvarlak göz; ağzının üstünden ve altından iki ince, uzun siyah bıyık. Zemin altın-kahve damla motifli. 1-5. satırlardaki gemi yutan, uzaktan ada sanılan balığın resmi; 5. satırdaki kırmızı 've hâzihî sûretuhâ' buraya bağlanıyor. Kuyruk ucu sağ iç çerçeve kuralını aşıp dış kurala (x≈2310) kadar uzanıyor; bıyıklar sol çerçeve kurallarının dışına (x≈770) taşıyor; sırt yüzgeci üst kurala değiyor, aşmıyor. Kırpım çerçevede durduğu için kuyruk ucu ve bıyık uçları kırpımda kesik.
Sola dönük, çerçeveyi enine dolduran iri bir balık: sırt ve baş koyu lacivert-siyah, gövde siyah hilal pullarla bezeli; karın şeridi kiremit kırmızısı ve pembe. Sırtta iki, karında iki altın-kahverengi yüzgeç; altın halkalı yuvarlak göz; ağzının üstünden ve altından iki ince, uzun siyah bıyık. Zemin altın-kahve damla motifli. 1-5. satırlardaki gemi yutan, uzaktan ada sanılan balığın resmi; 5. satırdaki kırmızı 've hâzihî sûretuhâ' buraya bağlanıyor. Kuyruk ucu sağ iç çerçeve kuralını aşıp dış kurala (x≈2310) kadar uzanıyor; bıyıklar sol çerçeve kurallarının dışına (x≈770) taşıyor; sırt yüzgeci üst kurala değiyor, aşmıyor. Kırpım çerçevede durduğu için kuyruk ucu ve bıyık uçları kırpımda kesik.

Bir tür balık daha vardır, ona bâl derler. Boyu dört yüz ya da beş yüz arşın kadardır. Bazen denizde bir yanı görünür, yelken(?) gibi görünür. Ağzından su havaya o kadar yükselir ki buluttan yağmur yağıyor sanırlar.*2

Gemiciler onun bulunduğu yeri bilir; oraya uğrayacakları zaman büyük davullar hazırlamış olurlar ve onları çalarlar. Bâl davulun sesinden korkar, gemiye yaklaşmaz. Kuyruğuyla yüz arşın boyundaki bir balığa vurup onu ikiye böler. Denizin bütün hayvanları ondan korkar.

Denizde zarar ve fesat çıkarmaya başladığında Allah Teâlâ onun üstüne sek(?) denen, bir arşın kadar bir balığı musallat eder. Bu balık kulağına girip ona eziyet verir; bâl de denizin dibine iner, kendini taşlara vurur ve helak olur. Şişince denizin yüzüne çıkar, deniz de onu karaya atar. Gemiciler dişlerini kesip alırlar. Bazen…*3

devamı — vr. 164b…olur ki bu balık o denizin dibinden tel(?) gibi…
Şüpheli okumalar

* İnsan onayı gerekli · 3

  • *1satır 1 یغمود کبی دوکلودCümle 163b'de başlıyor (başka işçide); 'yağmur gibi dökülür' neyin döküldüğü bu sayfadan görülmüyor (muhtemelen 8. satırdaki gibi ağzından fışkıran su). 163b ile birlikte okununca bir insan bakmalı.
  • *2satır 7 شارعdiğer okumalar: شراعYazılış شارع (şâri', cadde/yol) ama bağlam büyük bir yelkeni istiyor: 'denizde bir yanı görünür, şirâ' (yelken) gibi görünür'. Kazvînî'nin Arapçasında balığın kanadının ucu büyük bir yelken gibi göründüğü anlatılır (hafızadan; metinle karşılaştırılmadı). Kâtip harf sırasını karıştırmış olabilir. 'yelken(?)' diye çevrildi; bir insan onaylamalı.
  • *3satır 12 سكdiğer okumalar: لشك, شكKüçük balığın adı. Harfler سَكْ gibi (kef çizgisi üstte, noktasız); 'sek' diye okundu. Kazvînî'de bâl'in kulağına giren bir arşınlık balığın adı hafızadan el-leşk (اللشك) gibi; burada ل yazılmamış. Ad bir insanca kaynakla karşılaştırılmalı. Nesirde ve en'de 'sek(?)' bırakıldı.

Çözülmüş ya da onaylanmış · 15

  • çözüldüsatır 1 سفینه‌یهdiğer okumalar: سفینه یرÇÖZÜLDÜ: Kelime iki şerit arasında bölünüyor; 'sefîneye karîb olsa' 10. satırdaki 'sefîneye karîb olmaz' ile aynı kalıp.
  • çözüldüsatır 4 ملاحینdiğer okumalar: ملاحانÇÖZÜLDÜ: mellâhîn (Ar. çoğul, gemiciler); 8. ve 15. satırda aynı yazım tekrar ediyor.
  • çözüldüsatır 5 و قریب اولان محلّهÇÖZÜLDÜ: 4. satır sonu 've karîb' + 5. satır 'olan mahalle uğramazlar' = (balığın) yakın olduğu yere uğramazlar. Gloss ve nesirde 'onun yakın olduğu yer' diye verildi.
  • çözüldüsatır 6 بالقdiğer okumalar: بالوتÇÖZÜLDÜ: Yakın büyütmede son harfin üstünde iki nokta (ق); 'bir nev' balık dahi olur, bâl dirler' = bir tür balık daha var, ona bâl derler. بال Kazvînî'nin el-bâl balığı (balina).
  • çözüldüsatır 6 دودت یوزdiğer okumalar: دورت یوزÇÖZÜLDÜ: Bu elin ر=د alışkanlığı; dört yüz. 'yâhud beş yüz' ile çift oluşturuyor.
  • çözüldüsatır 7 مقدادیdiğer okumalar: مقداریÇÖZÜLDÜ: Elif üstünde medde, ardından د gibi harf; ر=د ile mikdârı: '(beş yüz) arşın kadarı'.
  • çözüldüsatır 9 اوغدادقدهdiğer okumalar: اوغرادقدهÇÖZÜLDÜ: ر=د; uğradıkda (oraya uğradıklarında).
  • çözüldüsatır 9 تدادك ایتمشلددرdiğer okumalar: تدارك ایتمشلردرÇÖZÜLDÜ: Yakın büyütmede تدآدك ve ایتمشلددر; ر=د ile tedârük itmişlerdir (hazırlamışlardır).
  • çözüldüsatır 10 اولانdiğer okumalar: اولوبÇÖZÜLDÜ: Satır sonunda harfler sıkışmış, son harf üstte (x≈855, çerçeve kuralına değiyor); noktası seçilmiyor. 11. satır 'bâlığı çalup iki pâre ider' ile cümle 'kuyruğuyla yüz arşın boyu olan balığı vurup ikiye böler' oluyor; bu yüzden olan.
  • çözüldüsatır 11 چالوبdiğer okumalar: چاقوبÇÖZÜLDÜ: çalup = vurup (Eski Anadolu Türkçesi çalmak 'vurmak'); 'iki pâre ider' ile uyumlu.
  • çözüldüsatır 12 قددنجهdiğer okumalar: قدرنجهÇÖZÜLDÜ: ر=د; kadarınca, 'bir zirâ' kadarınca bir balık' = bir arşın kadar bir balık.
  • çözüldüsatır 13 کیروبdiğer okumalar: کیدوبÇÖZÜLDÜ: 'kulağına girüp ezâ irişdirür'; gitmek değil girmek: bağlam kulağın içine girmeyi istiyor.
  • çözüldüsatır 14 دوی دریایهdiğer okumalar: روی دریایهÇÖZÜLDÜ: ر=د; rûy-ı deryâ = denizin yüzü; 'müntefih oldukda rûy-ı deryâya hurûc ider' = şişince deniz yüzüne çıkar.
  • çözüldüsatır 15 دریا بره براغورÇÖZÜLDÜ: بره = berre (Ar. berr 'kara' + Türkçe yönelme eki); 'deryâ berre bırağur' = deniz onu karaya bırakır/atar.
  • çözüldüsatır 15 اسناننdiğer okumalar: اسنانیÇÖZÜLDÜ: esnân (Ar. 'dişler') + iyelik; 'esnânın kat' idüp ahz iderler' = dişlerini kesip alırlar. Cümle 164b'de 'gâh' ile sürüyor.